İki kez Japonya’ya gittim. İkisinde de son derece acaip şeylere şahit oldum. Fakat bir konu var ki, daha detaylı bahsetmek isterim: Japon kadınlarının gözleri.

Modern Batı kültürü, ürettiği sinema filmleri, televizyon dizileri, moda dergileri, yıldızları, ünlüleri ve mankenleri aracılığıyla yalnızca beyaz ırktan olanlara değil, dünyanın her renkten kadınına tarifini kendi belirlediği bir güzellik kalıbını kabul ettirdi: Makbul olan açık tenli, renkli gözlü, epeyce uzun boylu ve çok, çok, ama çok ince olmaktır!

Bunu kabul ettiğimiz andan beri (ki ne ara oldu anlamadık?!) tüm dünya kadınları canımızı dişimize taktık, bu kalıba sığmaya uğraşıyoruz. Diyet, spor, kuaför tamam da, ırkımızın özelliklerini ne yapacağız? Ne yapacağız ten rengimizi, göz şeklimizi, boyumuzu, vücut tipimizi? Hintlisi, Arap’ı, Latin’i, Afrikalısı, Uzakdoğulusu… Milyarlarca kadın, doğuştan gelen özelliklerinden kurtulmaya uğraşıyor. Uğraşırken de büyük bir ekonomi oluşturuyor.

(2000’lerin ilk yarısında dünyaca ünlü bir kozmetik markası için çalışıyordum. O sıralarda yükselen yeni eğilime istinaden Ortadoğu’dan Pasifik’e kadar olan ülkelerde ürünlerin içine ten beyazlaştırıcı konuyordu. Aradan geçen 10 yıldan sonra artık ten rengini açma özelliği olmayan bir ürünün, ister dudak parlatıcı olsun, ister deodorant, bu pazarlarda kendine yer bulma şansı yok.)

Modern Batı kültürünün yarattığı bu baskı yetmezmiş gibi, Japon kadının üzerinde bir de manga belası var. Malum, Japon anime çizgi öykülere manga deniyor. Bu öykülerdeki karakterler manda gözü gibi, koskocaman ve çekik olmayan gözlere sahipler. Ve manga Japonya’da devasa bir fenomen…

Hal böyle olunca Japon kadını ne yapsın? O gözler kocaman kocaman ya olacak, ya olacak!

Tokyo’da sokakta yürüyorum. Yanımdan karamel rengi lüle lüle saçları beline kadar uzayan bir ‘panda’ geçiyor. O nasıl bir makyaj allasen diye düşünüp kızın peşine takılıyorum, önden bir daha bakıp anlamak için. Manzara şu: Gözün etrafında boşluk bırakılarak eyeliner ile ikinci ve daha geniş (ve tabii daha Batılı) bir göz çerçevesi çizilmiş; göz ile çerçeve arası beyaza, çerçevenin dışı da siyaha boyanmış. Bu illüzyon sayesinde Şeker Kız Candy gibi koca gözlü bir karakter olmuş kızcağız.

Ancak makyaj hileleriyle çözüm, Japon kadınının sorunu için yetersiz. Başka yardımcı araçlara ihtiyaç var. Fotoğraflarla inceleyelim:

Dükkan Osaka’dan. İlk bakışta karmaşık bir kozmetik dükkanı gibi görünen bu yer sizi yanıltmasın, içeride sadece ve sadece lens satılıyor. Lens deyip geçmeyin, konuya hakim olmak için bu dükkanda 1,5 saat geçirdim. Onlarca marka, yüzlerce çeşit lens var. Fiyatları sudan ucuz.

İki temel özelliği var bu lenslerin. Bir: Çapları normal göz ölçüsünden büyük. Çap ölçüsü seçilebiliyor ve gözler normal, ekstra, ultra diye alıp başını gidiyor…

İki: Bütün lenslerde gözbebeğinin etrafı desenli. Böylece göze derinlik katılıyor ve lensin o yapay havası kırılıyor. Desenler de çeşit çeşit. Leopar gibi de bakmak mümkün, Elizabeth Taylor gibi de…

Tezgah ise büyük bir çokkatlı mağazadan. Ne olduğunu anlamakta zorlanabilirsiniz, yardımcı olayım: Paketten çıkan şeffaf bantlar küçük bir göz altı torbası oluşacak şekilde göz altına yapıştırılıyor. Bunu yapanları tebrik ediyoruz, artık daha açık ve daha fırlak gözlere sahipler!

Takma kirpikler, makyaj hileleri, gözbebeğini büyüten lensler, göz kapağını açan bantlar… Ameliyata gerek kalmaksızın gözleri büyüten bir formülünüz var ise Japonya’da büyük iş yaparsınız, benden söylemesi.

Ben de kibrit çöpü koyma yöntemini ihraç edeyim diyorum… 🙂

 

PAYLAŞ:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.