İkinci günümüzde erkenden kalkıp önce St. Sava Tapınağı’na gittik. İlk bakışta camiye pek benzeyen bu ibadethaneyi görünce Türkler’den kalma bir yapıyı kiliseye çevirdiklerini düşündük. Oysa binanın tarihi çok yeni. Temeli 1935’te atılmış. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle 1941’de duran inşaata, ancak...
Sabah dokuzdaki trenle Belgrad’a doğru hareket ettik. Altıbuçuk saatlik uzun bir yolculuktan sonra saat 15.30’da Belgrad’a vardık. İstasyona indiğimizde karşımıza...
Zagreb tren istasyonunda sabah beşbuçukta indiğimizde şu problemlerle karşı karşıyaydık: 1. Paramız bitti. Cebimizde sadece nakit 10 Euro var. Hırvat...
Çekik gözlü rahibelerle geçirdiğimiz sarmaş dolaş geceden sonra sabah beşbuçuk civarında Venedik’e vardık. Stromboli’ye uğradığımız için kaybettiğimiz günleri artık telafi etmemiz gerekiyor. O yüzden Venedik’te konaklamamaya, günü burada geçirip akşam treniyle yola devam etmeye karar verdik. Daha önce planımızda olan...
Sabah ilk işimiz hostelden ayrılıp sırt çantalarımızı tren garındaki emanete bırakmak oldu. Emanet deyince şöyle üzerinde asma kilitleri sallanan, dizi...
Roma’nın havaalanına benzeyen devasa tren garında indiğimizde Birant’la yolculuğumuzun da sonuna gelmiştik. Birant burada bizden ayrılıp Milano trenine bindi ve...
Sabah pek erken kalkamadık doğal olarak. Kalktığımızda da ilk işimiz bir gün önce külden, tozdan rezil olmuş kıyafetlerimizi yıkamak; sonra da domatesli, zeytinli, peynirli Akdeniz usulü şahane bir kahvaltı etmek oldu. Ondan sonra da ver elini Stromboli’nin simsiyah kumsalları… Lav...