Montmartre’tan tipik bir görüntü: Kaldırıma dağılmış boyalar, paletler, fırçalar… Ressam nerede derseniz, turistleri tacizde. Bu seferki gidişimde sokak ressamlarının işi iyice abarttığını gördüm. Normalde nasıldır? Ressamın küçük bir taburesi vardır, ona oturursunuz. O da karşınıza oturur, kağıdını boyasını ya eline alır, ya da önündeki tuvale koyar, başlar çizmeye. Rekabetin zorlu koşulları ressamları oturdukları yerde müşteri beklemekten vazgeçip yollara dökülmeye zorlamış. Bir bakıyorsunuz uzaktan 5 kişi üzerinize doğru koşuyor. Lafın gelişi de değil, hakikaten koşuyorlar. Diyelim dayanamayıp bir tanesinin teklifini kabul ettiniz, hemen oracıkta, ayakta karşınıza geçip br portre attırıveriyorlar. Ne tabure var, ne tuval… E böyle ayakta mı duracağız diye sorarsanız, “Buyrun kaldırıma oturalım” cevabını alıyorsunuz, onu da söyleyeyim.

