Üsküp (17. Gün)

Sabah kör karanlıkta Üsküp’te indik. İner inmez kendimizi korku filmi çevirmek için çok müsait bir istasyonda bulduk. 70’lerden kalma, köhne ve kirden simsiyah olmuş istasyon binasında, tamamı floresan olan... Devamını Oku...

Belgrad (16. Gün)

İkinci günümüzde erkenden kalkıp önce St. Sava Tapınağı’na gittik. İlk bakışta camiye pek benzeyen bu ibadethaneyi görünce Türkler’den kalma bir yapıyı kiliseye çevirdiklerini düşündük. Oysa binanın tarihi ... Devamını Oku...

Belgrad (15. Gün)

Sabah dokuzdaki trenle Belgrad’a doğru hareket ettik. Altıbuçuk saatlik uzun bir yolculuktan sonra saat 15.30’da Belgrad’a vardık. İstasyona indiğimizde karşımıza çıkan görüntü pek içaçıcı değildi doğrusu. ... Devamını Oku...

Zagreb (14. Gün)

Zagreb tren istasyonunda sabah beşbuçukta indiğimizde şu problemlerle karşı karşıyaydık: 1. Paramız bitti. Cebimizde sadece nakit 10 Euro var. Hırvat parası ise Kuna, o da bizde yok. 2. Cep telefonlarım... Devamını Oku...

Venedik (13. Gün)

Çekik gözlü rahibelerle geçirdiğimiz sarmaş dolaş geceden sonra sabah beşbuçuk civarında Venedik’e vardık. Stromboli’ye uğradığımız için kaybettiğimiz günleri artık telafi etmemiz gerekiyor. O yüzden Venedi... Devamını Oku...
roma

Roma (12. Gün)

Sabah ilk işimiz hostelden ayrılıp sırt çantalarımızı tren garındaki emanete bırakmak oldu. Emanet deyince şöyle üzerinde asma kilitleri sallanan, dizi dizi dolaplar olan bir yer bekliyorum. Meğer bunlar 90... Devamını Oku...
roma pantheon

Roma (11. Gün)

Roma’nın havaalanına benzeyen devasa tren garında indiğimizde Birant’la yolculuğumuzun da sonuna gelmiştik. Birant burada bizden ayrılıp Milano trenine bindi ve orada bir arkadaşında birkaç gün geçirdikten ... Devamını Oku...

Stromboli’den Roma’ya (10. Gün)

Sabah pek erken kalkamadık doğal olarak. Kalktığımızda da ilk işimiz bir gün önce külden, tozdan rezil olmuş kıyafetlerimizi yıkamak; sonra da domatesli, zeytinli, peynirli Akdeniz usulü şahane bir kahvaltı... Devamını Oku...

Stromboli (9. Gün)

Birant Napoli’de buluştuğumuz andan itibaren Stromboli de Stromboli diye başımızın etini yedi. Efendim, Vezüv ve Etna hikayeymiş, asıl olay Stromboli’ymiş, inanılmaz aktifmiş, buraya kadar gelmişken mutlaka... Devamını Oku...