Hepimizin bildiği üzere, insan vücudunun fonksiyonlarına devam edebilmek için oksijene ihtiyacı var. Dokularımız, kaslarımız, tüm yaşamsal organlarımız, özellikle de beynimiz oksijen olmadan görevini yerine getiremez. Biz, yakıtı oksijen olan bir makineyiz.

İrtifa yükseldikçe atmosfer basıncı düşer, bunun sonucu olarak hava seyrelir. Her ne kadar havanın içindeki oksijen oranı %21 olmaya devam etse de, oksijen miktarı azalmıştır. Vücudumuz da, alışkın olduğu oksijen seviyesinin düşmesine reaksiyon verir. Bu reaksiyonun adı Yüksek İrtifa Hastalığı – YİH (Acute Mountain Sickness – AMS)’dır ve ilk belirtisi genellikle baş ağrısıdır. Kişiden kişiye değişmekle birlikte diğer belirtiler aşırı yorgunluk, mide bulantısı, baş dönmesi, iştahsızlık, denge kaybı, bulanık görme, kusma hissi, ishal diye sıralanabilir. Belirtileri ciddiye almayıp yükselmeye devam edilmesi halinde ciğerlerde ve beyinde ödem oluşabilir. Gerekli önlemler alınmazsa Yüksek İrtifa Hastalığı tırmanıcının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilir.

Kilimanjaro’da her yıl 6-7 tırmanıcı hayatını kaybediyor. Bunların yarısı YİH yüzünden ölüyor (Diğer sebepler yüksekten düşme, hipotermi ve diğer hastalıklar).

 

Yüksek İrtifa Hastalığı ’ndan korunmak için neler yapılmalı?

1.Doğru planlama yapın.

Tırmanış sürenizi kısa tutmaya uğraşmayın. Seçeceğiniz rotada minimum 5, tercihen 6 günü tırmanmak (1 günü de inmek) için ayırmanız gerekli. Vücudunuza irtifaya alışabilmesi için ihtiyacı olan süreyi verin.

2. Pole pole.

Yani, yavaş yavaş. Dağdayken normal hayatınızda alışkın olduğunuzdan çok daha yavaş yürümeniz gerekiyor. Doğru olan, bir kamptan diğerine ağır ağır çıkmanız. Başkalarına bakmayın. O 80 yaşındaki teyze sizi sollayıp geçtiyse, boşverin. Vücudunuzun o anda daha hızlı gidebileceğini hissetseniz dahi, ağır çekime alın hareketlerinizi. Kendinizi yavaşlamaya zorlayın. Bir adım atın, durun, bir yudum su için, derin bir nefes alın ve tekrar adım atın. Zaten siz hızlanmak isteseniz de, rehberiniz buna izin vermeyecektir. Söz dinleyin.

3. Bol sıvı tüketin.

Su, çay, kahve, çorba, meyve suyu, sulu yemek… Günde en az 4 litre sıvı tüketmeniz gerekiyor. Rehberleriniz ve aşçınız sizi teşvik edeceklerdir, fakat kendi kendinizin kontrolörü olun. Susuzluk baş ağrısını tetiklediği gibi, Yüksek İrtifa Hastalığı ’nın diğer belirtilerinin daha hızlı ortaya çıkmasına neden oluyor. Yürürken sık sık (gerçekten çok sık, neredeyse birkaç adımda bir), küçük yudumlar halinde, sürekli su için.

4. Yanınızda Diazomid / Diamox bulundurun.

Belirtiler kendini gösterdiğinde kullanabileceğiniz ilaç. Elbette bunun için yola çıkmadan önce uzman bir doktorla görüşün, Yüksek İrtifa Hastalığı ve tedavisi hakkında etraflıca bilgi edinin, yapmanız ve yapmamanız gerekenleri öğrenin.

Genel tavsiye, başka belirtiler olmaksızın sadece baş ağrısı şikayetiniz varsa Advil gibi bir ağrı kesici kullanmanız. Eğer diğer belirtilerden şikayetçi olmaya başladıysanız Diazomid / Diamox kullanabilirsiniz. Bu ilaç şikayetlerinizi ortadan kaldırır. Tırmanış bitene kadar 12 saatte bir 250 mg içilmesi tavsiye ediliyor.

Belirtiler şiddetleniyorsa yapılması gereken tırmanışı derhal kesmek ve süratle daha düşük irtifaya inmek, sonra da en yakın hastaneye başvurmak olmalı. Kesinlikle tırmanışa devam edilmemeli.

 

Yüksek İrtifa Hastalığı ile ilgili kişisel tecrübem

Yüksek İrtifa Hastalığı neredeyse tüm tırmanıcıları ama az, ama çok etkiliyor. Beni de tırmanışın 3. gününde yakaladı. O gün Shira Kampı’ndan Baranco Kampı’na geçiyorduk. Rotamız 3840 m’den başlıyor, 4600 m’deki Lava Tower’a çıkıyor, burada öğle yemeği molası verdikten sonra tekrar 3950 m’deki kampa iniyordu.

Sabahtan öğlene kadar güzel bir havada, son derece rahat bir şekilde yürüdüm. Lava Tower’a yaklaşırken 4500 m’de hafif bir mide bulantısı hissetmeye başladım, ancak yürümeye ara vermedim. O gün zaten aklimatizasyon günümüzdü. Lava Tower’ı görüyordum. Çok yakındık, neredeyse hemen önümdeydi, sadece 100 m kalmıştı.  Oraya kadar gidebileceğimi düşündüm. Gittim de. Fakat mola noktasına vardığımda her iki omzumda da birer gülleci oturuyordu adeta. Yorgunluktan ayakta duramıyordum. İlk bulduğum taşa çöktüm. Mide bulantısının üzerine baş dönmesi ve baş ağrısı da eklenmişti. Kumanyamı yeme isteğim ise sıfırdı. İştahsızlığın da belirtilerden biri olduğunu bildiğim için bir muzu zorla ağzıma soktum, fakat sandviçimi yiyemedim. Meyve suyunu içtim, su torbamdan da istemeye istemeye birkaç yudum aldım. Beynimle bedenim resmen birbirleriyle

Kilimanjaro

Rehberim Bryson ile Lava Tower’dan iniş yürüyüşü esnasında. Yüzümden Yüksek İrtifa Hastalığı ile mücadele ettiğim anlaşılıyor.

savaşıyordu. Bedenim iki seksen yere serilmek istiyor, fakat o sırada zihnimden ‘Su içmelisin, yemek yemelisin, bir an önce inişe geçmelisin’ diye kendi kendime verdiğim talimatlar geçiyordu.

Lava Tower’da henüz on dakika bile geçirmemiştik ki, ana rehberimiz Bryson beni oturduğum taşın üzerinde gördü ve görür görmez neler olduğunu anladı. Diğer rehberlere haber verdi ve ikimiz grubun geri kalanını beklemeden derhal inişe geçtik. İndikçe açıldım, bulantılar azaldı, fakat yorgunluk hissi geçmedi. İki saat süren iniş yürüyüşünden sonra kampa vardığımızda hemen çadırıma girip yarım saat uyudum. Kalktığımda kendime gelmiştim. Sonraki günleri riske etmek istemediğim için o gece Diazomid kullanmaya başladım. Tırmanışın sonuna kadar bir daha hiçbir şikayetim olmadı.

 

Sonraki yazı:

KİLİMANJARO TIRMANIŞI İÇİN GEREKLİ EKİPMAN VE MALZEMELER

TIRMANIŞ VİDEOSU

 

PAYLAŞ:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.