‘Lütfen içeri gelin’ diyor gülen bir yüz, ‘size sarangi’yi anlatayım’.

Sanki yüzyıllardır değişmemiş gibi duran ve bu özelliğiyle Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bhaktapur’un sokaklarında dolaşırken işte böyle tanışıyorum Aman ile. En fazla üç metrekareden ibaret bir müzik dükkanının içine davet ediyor beni. Elinde süslü bir sarangi var.

Sarangi Nepal’in yerel çalgısı. Ağaçtan oyulmuş, yekpare gövdeli, dört telli bir saz. Gövdesindeki iki çukurdan birinin üzerine kurutulmuş koyun derisi geriliyor, diğeri ise açıkta. Yumuşacık, nazlı bir sesi var.

Aman 23 yaşında bir Nevar. Nevarlar Bhaktapur’da yoğun olarak yaşayan Nepal’in etnik gruplarından biri. Ama kendisini tanıtırken Gandarva kastından geldiğini söylüyor özellikle. Gandarva’nın mensupları müzikle uğraşan sanatçı ruhlu insanlar, fakat aynı zamanda Nepal’in en alt sınıflarından birini temsil ediyorlar.

İletişim olanaklarının bu kadar gelişmediği zamanlarda haberleri bir yerleşim biriminden diğerine sarangi çalarak dolaşan Gandarvalar taşırlarmış. Ancak turizmin son yıllarda ülkenin neredeyse tek gelir kaynağı haline gelmesiyle herkes sarangi çalmaya başlamış. Bu sayede turistik mekanlarda iş bulmak mümkün ne de olsa.

Aman sarangi öğrenmeye geç başlamış, ama neyse ki iyi bir öğretmeni var: Babası Arjun. Kendi grubu olan, festivallerde çalan, lüks otellerde program yapan ve sarangi dersi veren bir müzisyen.

Arjun ‘sana bir Resham Firiri çalayım’ diyor ve Aman’ın elindeki süslü sarangiyi bir tarafa itip elleriyle yaptığı kendi sarangisini alıyor. Sonra ‘sana da öğreteyim mi?’ diye soruyor. Uğraşıp duruyorum, ama düzgün herhangi bir ses çıkarmak bile çok zor benim için. Arjun çok kibar, ‘çalışırsan olur’ diyor, gülüşüyoruz. ‘En iyisi sen çal yine’ diyorum, saranjisini ona geri uzatıp. Çaldığı Nepal türküleri içinde kaybolup gidiyorum.

 

PAYLAŞ:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.